cocukgucu.sitemynet.com
apple.gif

Çocuk Gücü Çevre Platformu
ÖYKÜLER
ŞİİRLER
GALERİ 1
GALERİ 2
LİNKLER

ÖYKÜLER


alien.gif

ELİMİ SEN DE TUTAR MISIN?

Yazan: Kaan Zat
Yaş:7

Bu öykü, Garanti Mini Bank 2. Uluslararası Çocuk Filmleri Festivali"Filmimin Hikayesi"Yarışması için seçilen 50 öykü kitabından alınmıştır.

animated.gif

Benim adım Kuan. Dünya'lı değilim. Daha doğrusu, yarım Dünya'lı değil. Betanova Galaksisi'nde bulunan, İmona Gezegeni'nden geliyorum. Babam İmonna'lı, annem Dünya'lı.

Dünyalı annem benim var olduğumu hiç bilmemiş. Babam, gezegenler arası yaşamı inceleyen bir uzay gemisinin komutanı. Ve başka gezegenlerde İmona'lı yeni bir tür yaratmaya çalışıyor.

Önceleri Dünya'da yaşıyormuşuz. Babam, robot annem ve ben. Ama bir gün, kalabalık bir yerde gezerken, babamın, onu insan gibi gösteren kostümü yırtılmış. Herkes O'nun uzaylı olduğunu anlamış ve korkup kaçışmaya başlamışlar. Bu olaydan sonra artık Dünya'da kalamayacağımızı anlayıp, uzay gemimizle Dünya'dan ayrılmışız.

Ben bir uzay gemisinde, çeşitli gezegenleri gezerek büyüdüm. Gemide benimle aynı durumda üç arkadaşım daha vardı; Zago, İmi ve Hega.

Bir gün öğretmenim, Luka bana bir ödev verdi. Bu ödeve göre, geminin kütüphanesinden Dünya'yı araştıracak ve anlatacaktım. Sevinçle kabul ettim. Çünkü, doğduğum gezegeni tanımam için bana ilk kez izin veriliyordu.

Neşe içinde, kütüphaneye gittim. Bizim kütüphanelerimiz sizinkilere benzemiyor. Hiç kitap yok. Bunun yerine, bize sesli ve görüntülü bilgiler veren dev bir ekran ve konuşan çizgi bir öğretmen var.

Kütüphanenin dev ekranına bakarak,"Bana Dünya'yı anlat!" dedim. Ekran açıldı. Masmavi bir topa benzeyen bir gezegen göründü. Şimdiye kadar gördüğüm en güzel gezegendi. Ardından, çizgi öğretmen, ekranın dışında, hemen yanımda belirdi. "Sor bakalım Kuan," dedi."Benim doğduğum yıl, Dünya nasıl bir gezegendi?"diye sordum. Ekranda, o yıllara ait görüntüler belirdi. Çok güzel görünüyordu. Ama ne olduğunu bilmediğim bir çok şey vardı. "O kocaman şeyler ne?" dedim, çizgi öğretmen,"Onların adı ağaçtır. Dünya'da onların rengine yeşil denir,"dedi. Çok güzellerdi. Bizim gezegenimizde, sadece siyah, beyaz, gri ve mavi renkler vardı. Ama Dünya ne kadar da renkliydi. Çizgi öğretmen bana hepsini saydı; sarı çiçekleri ve yeşil yaprakları...

Etrafta bizim gemilerimiz gibi uçuşan bir şeyler vardı."Bunlar ne?" diye sordum. Kuş olduklarını söyledi, kelebekler, arılar da uçuyormuş onları da öğrendim. Sonra koskocaman, masmavi bir su gördüm."Ne güzel! Bu nedir?"diye sordum. Denizmiş.

Çizgi öğretmen bana, çeşitli hayvanları da gösterdi. Ben en çok saçları uçuşan hayvanı sevdim. Geniş bir alanda koşuyordu. Onun adı atmış. "Saçları neden uçuşuyor?" diye sordum. "Çok hızlı koştuğu için rüzgardan," dedi. Rüzgar da çok güzeldi. Ağaçlar ve çiçeklerin de sallanmasına rüzgar neden oluyormuş.Saçların adı da yeleymiş. Atları öyle çok sevdim ki, Dünya2ya gidip onlarla yaşamak istedim.

Çizgi öğretmenime,"Bana başka yılları da göster," dedim. Ekranda 2005 yılı belirdi. Bir çocuk gördüm. Aynı bana benziyordu. "Bu benim," dedim. Öğretmenim, "Hayır, o Kaan,"dedi."Sen Kaan'dan kopyalandın. Ama daha sonra sana, İmonalı babanın özellikleri eklendi. Biliyorsun, sen annenin karnından alındıktan sonra, doğma zamanın gelinceye kadar labratuvarda tutulmuştun. İşte o sırada sana, Kaan'dan daha farklı İmona özellikleri yüklendi," dedi. "Yani O benim kardeşim mi?" diye sordum. "Öyle sayılır. Sen ve O annenizin karnındayken ikizdiniz. Ama annen daha, sizin varlığınızdan haberi olmadan uyurken, gemilerimizden birine getirildi. Ve sen O'nun karnından alınarak, labratuvarda büyütüldün. Annen senin alındığını fark etmedi. Çünkü uyuyordu," dedi.

O zaman anladım ki, Kaan'ın yanındaki, Dünya'lı kadın benim de annemdi. Kaan, O'nun yanında mutlu görünüyordu. Birbirlerine sarılıyorlardı. Birlikte, şarkı söylüyor, oyun oynuyorlardı. Kaan gülüyordu. Annesi de gülüyordu. Ben robot annemi hiç gülerken görmemiştim. Bana hiç sarılmamıştı. Hiç öpmemişti. Kaan'ın yerinde olmak istedim.

Sonra çizgi öğretmenim bana, daha sonraki yıllardan birini gösterdi. Bu kez Dünya çok farklıydı. Her yerde silahlar, bombalar patlıyordu. İnsanlar artık gülmüyorlardı. Ağaçlar yanıyordu. Çok çok çok... korkunçtu. Kaan'ı gördüm. O barış için savaşıyordu. Ama silahla değil, aklıyla ve sevgisiyle savaşa karşı savaşıyordu. Dünya çocuklarını, barış için mücadeleye çağırıyordu.

"Peki ya sonra?" dedim çizgi öğretmenime. O da, "Sonrasını hiç görmesen daha iyi olur," dedi. O zaman anladım, neden bana şimdiye kadar Dünya'yı tanımam için izin vermediklerini. Çünkü, Dünya, insanların; ağaçları, hayvanları öldürmesi ve savaşlar nedeniyle dengesini kaybetmiş, yörüngesinden çıkmış ve patlamıştı. Dünya artık yoktu. "HAYIR!" diye bağırdım. Yok olamazdı. Buna izin verilemezdi.

Koşarak arkadaşlarımın yanına gittim. Onlara olanları anlattım. Sonra, babamdan bizi Dünya'ya göndermesini istedik. O da bize bir uzay gemisi vermeyi kabul etti.
Bize Ço İsimli, çocuk uzay gemisini verdi. Şimdi, Ço ile Dünya'yanın 2005 yılına geliyoruz; Zago, İmi, Hega ve ben. Ben bu geminin komutanıyım. Komutan Kuan.

Geldiğimizde, önce kardeşim Kaan'ı bulacağız. Sonra, O'nunla ve tüm Dünya'lı çocuklarla el ele vererek, çevreyi koruyacağız, savaşa hayır diyeceğiz, daima sevgiyi haykıracağız. Burası çocukların da dünyası. Çocukların gücünü büyüklere kanıtlayacağız.

Geldiğimde, sana da elimi uzatacağım, uzattığım elimi, sen de tutar mısın?

animated_zoletan.gif

faceanimated.gif

yeni.gif

CAHİL ÇOCUK

Yazan: Kaan Zat

"Her işin başı eğitim," diyor büyüklerimiz. Ne kadar da doğru. Dün bir cahile rastladım parkta. Elinde bir şeker paketi vardı. Bir yandan şekerleri birbiri ardına yiyiyor bir yandan da kağıtlarını yerlere atıyordu. Uyardım. "Sana ne, babanın malı mı?..." dedi. "Sayılır," dedim. "Çünkü parklar tümümüzün malı..." diye ekleyecektim ki yüzüme doğru uçan bir tükürükle karşılaştım. "Al işte" dedi, hem sana hem parkına böyle tükürürüm. "Tükür, aferin(!) Gün gelecek içine tükürdüğün dünya, seni de bir tükürük gibi üzerinden üfleyecek..." dedim. Yüzüme alık alık baktı. Ne dediğimi anlamaya çalıştı. Galiba sonunda anladı. En azından yere attıklarını toplayıp çöpe attı ve parktan uzaklaştı.

harp-seal-baby.jpg

yeni.gif

KAR ÇİÇEĞİ VE YAVRU FOK

Yazan:Yeşim Balaca


"Karların tam ortasında bir çiçek açmış beyaz, Uzaktan çiçeği fark eden
yavru fok koşarak gelmiş bu bembeyaz,narin şeyi ilk kez görüyormuş,uzanmış
koklamış,hızla annesine koşmuş ''Gördün mü'' demiş!ne biçim bir şey bu böyle
çok güzel görünüyor. 'Nedir adı Anne?' diye sormuş.Annesi eğilip önce yavru
fokun burnuna bir öpücük kondurmuş.'Kar çiçeği' çok narin bir çiçektir,zor
yetişir,Derler ki ağladığında yada ölürken kırmızıya dönüşür zarar verme
sakın demiş.Yavru fok bilmiyormuş zarar vermenin ne demek olduğunu çünkü
dünyada olan tecrübesi çok azmış.Kötülük bilmezmiş yüreği.'Tekrardan bakmaya
gideceğim ama söz anne uzaktan bakacağım' demiş.

Koşarak giden yavrusunun arkasından bakmış anne fok.Yavru fok kar çiçeğinin
yanına gelmiş.Onunla konuşmaya başlamış.Onu arkadaşı olarak kabul etmiş.Kar
çiçeği o kadar güzelmiş ki yavru fok annesinin tembihine uymuş,bir şey
olmasın diye korkudan kar çiçeğini bir daha koklamamış bile sana dokunmadan
seveceğim demiş.Hem sen böyle de benim seni sevdiğimi,bunu da senin iyiliğin
için yaptığımı bileceksin.Günler günleri kovalamış artık kar çiçeği ile
yavru fok çok iyi arkadaş olmuşlar.Yavru fok annesine her defasında arkadaşı
kar çiçeği ile ne konuştuğunu anlatırken bir yandan da onun suya
girememesine ve sürekli aynı yerde durmasına karşın kendini ne kadar kötü
hissettiğini anlatıyormuş.Anne fok ''şayet o yerinden ayrılırsa bir daha
yaşayamaz'' demiş.Yavru fok annesinin tüm söylediklerini arkadaşı ile
paylaşmak üzere hızla kar çiçeğinin yanına koşmuş.'Biliyorum' demiş 'burada
böyle durmaktan sıkılıyorsun keşke seninle dolaşabilseydik.Ama olsun sen
üzülme ben sana gördüğüm yaptığım her şeyi anlatırım.Sen de böylelikle her
şeyi bilirsin.'Kar çiçeği sanki yavru foku anlıyor ve ona hak veriyor gibi
yavaş yavaş sallanıyormuş.Günlerden bir gün yavru fok sudan çıkarken bir
takım gölgeler görmüş korkup tekrardan suyun içinde dalmış.Gölgelerden gelen
sesler gök gürültüsü gibi şimdiye kadar hiç duymadığı seslermiş.Karanlık
gölgeler suyun altında olan yavru fokun yanından hızla uzaklaşıp
ilerlemiş.Yavru fok kafasını sudan çıkardığında gölgelerin en iyi arkadaşına
doğru ilerlediğini görmüş ve korkmuş.''Saklan hadi ...... durma öyle!.....
saklan'' diyormuş.Arkadaşı Kar çiçeği ise yavaş yavaş sallanıyormuş sanki
onu anlamış gibi...Yavru fok endişe içinde gölgelerin adımlarına bakıyormuş
gölgelerin elinde tuhaf sivri bir takım aletler varmış.''Nedir bunlar?''
diye anlamaya çalışırken.Fark etmiş ki o gölgeler arkadaşının tam üzerine
doğru ilerliyor.Sudan tamamen çıkıp gözlerini arkadaşına dikmiş.Arkadaşı bir
kez daha sallanırken dev bir adım tam üzerine gelmiş gözünden kaybolmuş bir
anda en iyi arkadaşı.O anın verdiği endişe ile korkularına aldırmadan
arkadaşına seslenerek koşmaya başlamış gölgelerin adımları altında kalan
arkadaşının yanına.Gölgeler birden durmuşlar.Tuhaf sesler çıkararak gülmeye
başlamışlar.Fok arkadaşına olan sevgisinin yarattığı endişeye kapılıp
gölgelerin ayağına kadar geldiğinde daha arkadaşına uzanamadan bir acı
hissetmiş tam başında.Yavru fokun çenesi hızla buzlara çarpmış.Kırmızı bir
sıvı görmüş gözlerinin içinden beyaz karlara süzülen kendini arkadaşına
doğru çekmiş arkadaşı artık sallanmıyormuş.Yerde ezilmiş ve hatta neredeyse
karların içine gömülmüş.Ne olduğunu anlayamamış fok,kafası çok
acıyormuş.Kımıldayan foku gören gölgeler bir kez daha vurmuşlar yavru fokun
kafasına.Yavru fokun acıyla gözleri kapanırken aklına gelmiş annesinin
sözleri 'Sakın zarar verme' o an anlamış zarar vermenin ne kadar kötü bir
şey olduğu.İçinden canı acırken 'iyi ki ben yapmamışım. İyi ki Kar çiçeğine
zarar vermemişim.'demiş.Gözlerini yavaşça gölgelerin acımasız suratlarından
kar çiçeğine doğru indirirken kendi kanının çiçeği kırmızıya boyadığını
görmüş.Gözlerinden akan yaşlardan bir tanesi çiçeğin üzerine düşmüş ama
üzerinde ki kırmızılık gitmemiş.Annesinin sözlerini hatırlamış.Son sözleri
arkadaşına gözlerini kapatarak son anda bile zarar vermemek adına koklamayı
düşünse de bunu yapmadan fısıldamış.''Yanındayım arkadaşım ve sana zarar
vermeden her zaman da yanında olacağım.''



cocukgucu@mynet.com

Sizler de, öykülerinizi sitemizin sayfalarında yayınlanması amacıyla bize yollayabilirsiniz. Bunun için lütfen yukarıdaki mail adresini kullanın.